Ders Notları

sanat-uygulamasi-01

Ders Notları Mustafa KARTAL


 

Nefes Teknikleri Heyecanı Nasıl Dengeliyor?

 

Stres sırasında beden kimyasında değişiklikler meydana gelir ve hormonlarımız tarafından bazı kimyasal maddeler salgılanır. Derin nefes alma tekniklerinin uygulanması ile bu kimyasal mad­deler kaybolur. Vücut gevşeyerek esnek ve uyum sağlamaya ha­zır hale gelir.

Doğru nefes, diyafram yardımıyla ciğerlerin tamamının kulla­nıldığı nefestir. Ancak genelde üst solunum dediğimiz ciğerlerimi­zin üst bölgesini kullandığımız eksik bir nefes alma modelini kul­lanırız. Bu alışkanlığımızı değiştirmek için, nefes alma egzersiz­lerini diyaframı hissedebilmek ve ciğerlerin alt bölgesini de içine alan bir solunum yapmak amacıyla programlayabiliriz. Bunun için uzanarak çalışmak daha kolay olacaktır.

Yere sırtüstü uzanın. Gözlerinizi kapatın. Elinizi göbek deli­ğinizin üzerine koyup, elinizi koyduğunuz bu bölgeden sadece burnunuzu kullanarak sekiz sayı karşılığı kadar zamanda ciğerle­rinizi bir balon gibi iyice şişirin. Aldığınız nefesi sekiz sayı saya­rak içinizde tutun ve sonra yine sekiz sayı sayarak nefesi yine burnunuzdan bırakın. Bu egzersize iyice alıştıktan sonra nefes vermeyi, alma süresinden daha uzun tutmaya çalışmalısınız. Se­kiz sayıda aldığınız nefesi onaltı sayıda verebilirsiniz. Daha sonra­ları çalışmalara devam ettikçe daha uzun zamanda nefes alıp vermeyi başarabilir ve bunu alışkanlık haline getirebilirsiniz.

Bedendeki oksijen miktarının artarak bedenin en uç noktala­rına ulaşması, stres sırasında ortaya çıkan adrenalin, noradre-nalin gibi maddelerin azalmasına ve kaybolmasına sebep olacağı için, kişiyi sakinleştirerek fizik, duygusal ve zihinsel açıdan ken­disini daha iyi hissetmesine neden olacaktır.

Günde en az 40 kez bu şekilde nefes alarak yeni nefes alış­kanlığı oluşturacak, kendinizi daha gevşek ve her açıdan daha iyi hissedeceksiniz.

 

                                                                                      149

 

 Gevşeme, Rahatlama ve Farkındalık Artırımı

 

Her kritik zamanda, her heyecanınızın yükseldiğini hissettiği­nizde, sağ elinizi yumruk yapıp iyice sıkarken, beş derin nefes almayı alışkanlık haline getirmelisiniz. Bu sizin heyecanınızı den­geleyecek, gevşemenizi ve rahatlamanızı sağlayacaktır. Bunu sı­nava girmeden önce kapıda, içeri girip oturduktan sonra, özellik­le sınav kâğıtları dağıtılırken, kısaca her heyecan yükselişi yaşa­dığınız anda uygulayabilirsiniz.

Gerginlik damarlarda daralmaya sebep olduğu için, hücrelere giden kan miktarında azalmaya neden olur. Sınav stresi yaşayan kişinin genel durumu budur. Bu da hücrelerin yetersiz beslenme­sine ve organların iyi çalışamamasına, özellikle zihinsel aktivas-yonlarda anlama, düşünme ve kendini ifade etme yeteneklerinin kaybına veya azalmasına sebebiyet verir.

Gerginlik ve aşırı heyecan; böbreküstü bezleri tarafından faz­la miktarda üretilen adrenalin vasıtasıyla, protein zincirlerinin oluşumunu engeller. Yani endişe ve korku, akıl yürütme ve soyut düşünme yönündeki zihinsel faaliyeti bozar. Bu ancak derin di­yafram nefeslerinin arka arkaya seri şekilde alınması ile önlene­bilir. Derin diyafram nefesleri ile gelen gevşeme, gerginliğin ve heyecanın ve buna bağlı olarak ortaya çıkan korku ve endişenin yarattığı kapasite azalmasını engeller. Sınav öncesi ve sınav es­nasında alacağınız derin nefeslerle, sanki evinizde test çözü-yormuş gibi sakin ve rahat olabilir ve buna bağlı olarak da, daha önceki öğrendiğiniz tüm bilgilerinizi kolaylıkla anımsayarak başarılı bir sınav geçirebilirsiniz.

 

Düşünce Biçimini Nefes Farkındalığı ile Değiştirmek

 

Başarı için; sınavı başaramayacağım, anlayamıyorum, zama az yapamam vs… gibi düşüncelerinizi değiştirmeniz gerekir. Bilinçdışı, bilincinize verdiğiniz her teklini gerçek yapar.

150

 

Düşüncelerinize ve neyi seçtiğinize dikkat etmelisiniz.

 

Biz düşüncelerimizi kontrol edemediğimiz zamanlar, düşün­celer bizi kontrol eder. Ancak, pek çoğumuz farkında olmadığı düşüncelerinden etkilendiğinin ve seçimlerinde çok az bilinçli ol­duğunun farkında değildir. Nefesinizi kontrol etmediğinizde, dü­şüncelerinizi de kontrol edemezsiniz. Nefes almanıza dikkat etti­ğinizde farkındalığınız artar ve neyi kurguladığınızın, neyin peşin­de olduğunuzun ve neyi oluşturduğunuzun farkında olur, daha sonra pişmanlık duyacağınız acı ve zorluklar yaşayacağınız se­çimler yapmazsınız.

Nefes teknikleri ile sınav heyecanı ve sınav korkusu yok edi­lirken, kişinin kendine olan güveni artar. Her zorluğu aştıkça kendini başarmış olarak görmesi ve hissetmesi, bakış açısını de­ğiştirmesine neden ölür. “Bu sınavı başaramayacağım” düşünce­si artık yerini “Bu sınavı başarırım” düşünce ve inancına bırakır.

 

Değişik Burun Deliklerinden Nefes Alarak Dengelenmek

 

Canınız ders çalışmak değil, hiçbir şey yapmak istemeyip, kendinizi bitkin, yorgun ve keyifsiz hissettiğinizde; düşen ener­jinizi yükseltmek için burnunuzun sol deliğini kapatın ve sadece sağ delikten, burun kanatlarının hareketlendiğinden emin olacak kadar etkin, kuvvetli ve derin nefesler alıp vermeye başlayın. En az on derin nefesi birbiri ardına sadece sağ burun deliğinden alın. Psikolojinizin değişerek içinizde neşe, heyecan ve harekete geç­me isteği oluştuğunun farkına varın. Ve hemen düşen enerjinizin yerine gelerek kuvvetlendiğinizin farkına vararak ders çalışmaya başlayın. Enerjiniz düştükçe sık aralıklarla bunu tekrarlayın.

Canınız yine ders çalışmak istemiyor, ama bu defa nedeni çok hareketli olmanız ve sakinleşemiyor oluşunuzla ilgili ise, enerjiniz fazla yükselmiş ve kontrolden çıkmışsa ve siz bunu dengelemek-

 

151

te zorluk çekiyorsanız; aşırı neşe, heyecan ve hareketlilik içinde iseniz ya da kızgın, dargın, üzgün, morali bozulmuş, sinirlenmiş olarak ders çalışmaya odaklanamıyorsanız parmağınızla sağ bu­run deliğinizi kapatarak, sadece sol burun deliğinden en az on defa kuvvetli, seri ve derin nefes alıp verin. Bitirdiğinizde kendi­nizi daha yavaşlamış, sakinleşmiş ve dengelenmiş hissedecek ve ders çalışmanız için kendinize en uygun durumu hazırlamış ola­caksınız.

 

Konuyu veya soruyu anlamakta zorluk çekiyorsanız…

 

Ders çalışırken dikkatinizi toplayamıyor ve konuya odaklana­mıyorsanız, nefes tutma çalışmaları yaptığınızda, bu konuda çözüme ulaşabilirsiniz. Nefes tutmayı başarı ile uygulamanız için daha önce nefes tutma çalışmaları yapmanız ve hipoksi dengenizi (bedeninizin belli bir nefeste aldığı hava ile oksijen ve Karbon­dioksit dengelemesi vapması) iyileştirmeniz gerekir.

 

Nefes tutmak çok yüksek bir dikkat oluşturur

 

Bu çalışma derin bir nefes aldıktan sonra bir süre beklemek,
nefesi verdikten sonra nefessiz kalarak bir süre daha beklemekle
ilgilidir. Bekleme sürelerini önce 40 sayı ile başlayıp daha sonra
yüz sayıya, hatta daha yüksek rakamlara çıkarmalısınız. Çalış-
maya devam ettikçe nefes tutma sürenizin kendiliğinden arttı-
ğının ve nefessiz olarak uzunca bir süre kalabildiğinizin farkına
varacaksınız. Bu çalışmaları daha önce yaparak nefessiz kalmaya
alıştığınızda, bunu ders çalışırken kullanabilirsiniz. Nefes tutmak
çok yüksek bir dikkat oluşturur ve belli bir konuya konsantrasyo-
nu sağlar.                                                  v

Normalde anlamakta zorluk çektiğiniz bir konuyu veya parag­rafı nefesinizi tutarak okuduğunuzda, daha ilk okumada anlaya­bilirsiniz. Özellikle sınav heyecanı içinde soruları anlamakta zor-

 

152

 

landığınızda, nefesinizi tutarak soruyu okursanız; soruyu bir oku­mada anlayarak hemen cevap cümlelerini yazmaya başlar, bir cümleyi yazarken diğer cümlelerin sırada beklediğinin farkına va­rabilir, kısa sürede yüksek bir akış içerisinde sınavı başarı ile bitirebilirsiniz.

Nefes teknikleri ders çalışmak ve sınavda başarılı olmak ko­nusunda destek sağladığı gibi, düzenli nefes almaya başladığınız­da unutkanlık, dikkat dağınıklığı, genel isteksizlik gibi ders çalış­manızı olumsuz etkileyen birçok zorluğunuzu da düzeltir. Zekanız ve kavrama yeteneğiniz gözle görülür şekilde artar. Başarı ora­nınız yüzde yüz artar.

 

Sınav Kaygısıyla Başa Çıkma Yolları

 

Öğrenim hayatımız boyunca defalarca sınavlara gireriz, sahip olduğumuz bilgiler bu sınavlarla ölçülür ve aldığımız puanlara göre ya sınıfımızı geçeriz ya da üniversite sınavında olduğu gibi bir üniversiteye yerleştiriliriz. Özellikle ÖSS sınavında aldığımız puanlara göre gösterdiğimiz performans değerlendirilir ve diğer kişilerle bir kıyaslama yapılır. Üniversiteye yerleşmek gibi direkt hayatımızı etkileyen böyle bir sınava girmek üstümüzde büyük bir psikolojik baskı oluşturur. Eğer bu psikolojik baskıyı doğru okuyamaz ve kontrol edemezsek fiziksel, psikolojik ve duygusal sorunlara yol açabilir.

 

Sınav Kaygısı Nedir?

 

Sınav öncesinde öğrenilen bilginin, sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygıya sınav kaygısı denir. Başka bir deyişle sınav öncesinde, sınav anında ya da sınav sonrasında duyulan endişe, korku ve rahatsızlıktır.

 

                                                            153

 

Doğru nefes almak

 

Doğru nefes vücudu rahatlatır, gevşemeyi sağlar. Vücutta da­ha fazla oksijen yakılmasından dolayı, öğrenme sırasında beyinde meydana gelen protein bağlarının kurulmasını sağlar. Oksijenin vücudun en uç noktasına gitmesini ve stresin ortadan kalkmasını ya da azalmasını sağlar.

Doğru nefes alma nasıl olmalı: Doğru nefes almada akciğerin tamamı oksijen ile dolar. Sağ elinizin avuç içini midenize, sol elinizi göğsünüze koyun. Nefes aldığınızda sağ eliniz hareket ediyorsa doğru nefes alıyorsunuz demektir. Doğru nefes alma egzersizi yapmak kaygıyı düşürür.

Burnunuzdan nefes alarak içinizden 1, 2, 3, 4’e (dört sn) kadar sayarak ciğerlerinizin tamamını doldurun. (Bu arada sağ elinizin aşağı doğru, sol elinizin de yukarı doğru kalktığını hissedin). Sonra 1, 2 (iki sn) sayacak kadar durun. Ve sonra da 1, 2, 3, 4, 5, 6’ya (altı sn) kadar sayarak ağzınızdan nefesinizi yavaşça boşaltın. İki (1, 2) saniye durun ve gene nefes alma egzersizine devam edin.

Bütün bunlara rağmen hâlâ sınav kaygınızın aşırı derecede olduğunu düşünüyorsanız, bir nefes uzmanından yardım almanız faydalı olabilir.

                                                                                       158

 

2g Ses ve Nefes Teknikleri

 Strese Karşı Nefes Teknikleri

 

Stres nedir?

Stres; baskı altına girdiğimizde, metabolizmanın kendisini yıkmak isteyen enerjiye karşı gerilerek direnç oluşturması­dır. Stres, vücudun içsel bir savunma şeklidir. Ortadan kaldırılması gereken stres değil, stresi oluşturan nedenlerdir. İçsel basınç denge­lendiğinde, stres zaten ortadan kalkacaktır. İçinden çıkamadığımız ve dengeleyemediğimiz birçok stres çeşidi vardır.

Örneğin trafiği yoğun bir otoyolda dikkatli araba kullanmaya çalışmamız stres oluşturabilir. Sahibi olduğumuz şeyler tehdit al­tındayken oluşan şartlara boyun eğmek zorunda kalmamız, bizi ağır bir yükün altında ezmeye başlar. Ezilmemek için oluşturduğu­muz karşı direncin ortaya çıkan etkisi de stres olur.

 

Stresin gerçek nedeni:                                 i

Uzmanların iddialarına göre stresi oluşturan, aslında yer çeki­midir. Yatağa yattığınızda geçici olarak etkisini azaltabilir, ayağa kalktığınızda yeniden yüklenirsiniz. İnsan, iki ayağı üzerinde ya­şamını sürdürebilen dünya üzerindeki tek varlıktır. Bunu sağlayan şey, üstün bir enerjitik seviyeye sahip olmasıdır.

Yer çekimini dengelemek için ayakta durduğumuzda ve hare­kete geçtiğimizde enerji sarf etmeye ve stres yüklenmeye başlarız. Kemik yapımız yardımcı olsa da kaslarımız yer çekimine karşı ola­rak ayakta durmayı ve dengede kalmayı başarabilmek için yoğun oranda enerji tüketirler. Hem zihin, hem de beden olarak yoruldu­ğumuzda ayakta kalmamız çok zorlaşır.

Eğilmek ve çökmek, ağırlığını sürekli olarak üzerimizde gös­teren enerjiye karşı bir savunma önlemidir. Fiziki açıdan olduğu gibi duygusal ve zihinsel açıdan da bu böyledir. Fizik bedenimizin üzerine kaldıracağımızdan fazlasını yüklendiğimizde çöküntüye uğradığımız gibi, kaldıramadığımız duygusal ve zihinsel yükler karşısında da ruhsal anlamda çöküntüye uğrarız.

Reich’in savunusuna göre; yer çekimine karşı vücudu ayakta tu­tabilmek için, vücut ekseni boyunca hareket edilerek dengelenme­nin sağlanması bedenin iki kutbunu devamlı aktif halde tutar.

Bilim adamlarının iddialarına göre; kapsamlı bir cinsel hayatın oluşturulabilmesi ve iki ayak üzerinde durma becerisinin sağlan­ması, yüksek düzeyde enerji temin edilmesiyle ilgilidir. Enerjinin yüksek seviyede temin edilebilmesi, yeterli oksijene ulaşabilmekle, dolayısıyla, doğru ve yeterli nefes almayı daimi olarak sağlamakla ilgilidir.

 

Stresle başa çıkmak:

Stresle başa çıkmanın yollarından biri acıyı kabul etmektir. Karşı koymadan, kendini onun etkisine açmaktır. Bunu sağlamak için yine diyaframdan alınan derin nefeslere ihtiyaç vardır.

Oluşturulabilecek yüksek enerjiyle baskıya karşı koymak yerine, baskıya yön vererek akmasını sağlamak stresin oluşumu engeller.

 

30 Ses ve Nefes Teknikleri

 

Strese yön vererek üzerinizden akmasına izin vermez, ya da za­man zaman boşaltımı ya da sağılımı sağlamazsanız, yükü taşımak zorunda kalırsınız.

Omuzlarını kaldıran, üzerinde görünür hiçbir yük olmadığı halde yüz kilo yük taşırmış gibi duran insanı düşünün. Omuzların­daki gerilim gerçekten yüz kiloluk bir yükü taşımaya eşittir. Kişi, yüz kiloluk yükü gerçek anlamda taşısaydı bundan kurtulması daha kolay olurdu. Göremediği bir yükü tanımlaması ve bu yükten kurtulması kolay değildir. Omzuna yüklenen yükün oluşmasına engel olamayan kişinin yapacağı şey, ara sıra yükü boşaltmayı (gev­şemeyi) öğrenmesidir. Gevşeme çalışmaları en kolay, en hızlı ve en yüksek seviyede, nefes teknikleri uygulamalarıyla gerçekleştirilir.

Her kronik, yani tekrarlayan adale kasılması, vücutta sürekli bir stresin varlığını işaret eder. Her türlü stres oluşumuna karşı vücut, adaptasyon (uyum) süreci ile cevap verir.

 

Bu süreç üç aşamalıdır:

Birinci aşama alarm tepkisidir. Hormonal düzeyde kendini gös­terir. Vücut öncelikle böbrek üstü bezlerini harekete geçirerek stre­se karşı hormonsal bir savunma hazırlar. Stres, fiziksel bir tehlike­den oluşuyorsa sempatik sinir sistemini devreye sokarak kendisine zarar vermeyecek bir durum oluşturmaya çalışır. Tehlikeye karşı savaşarak kurtulmayı ya da kaçmayı seçer.

Stres devam ediyorsa, yani savaşarak ve kaçarak kurtulmak mümkün olamıyorsa, ikinci aşamaya geçilir. Yine böbrek üstü bez­lerinin ürettiği

 

Strese Karşı Nefes Teknikleri

kortizon ve kortizol gibi hormonlarla strese uyum sağlanmaya çalışılır. Bu bir soğuk savaş dönemidir. Vücut stresi yenemeyeceğini ve kaçamayacağını anlamış, şimdi onu kontrol et­meye çalışmaktadır. Yoğun olarak enerjiye ihtiyaç duyulur. Bunun karşılanması nefes teknikleri uygulamalarının içinde yer almakta­dır. Yogik nefesle yeterli oranda ve sürekli alınacak oksijen, uyum sürecini kısaltır ve dengelenmeyi sağlar.

Dengelenme sağlanamazsa uzun süreçte vücut yorgun düşer ve üçüncü aşamaya geçilir. Enerji tükenmiş, kontrol kaybolmuş ve yı­kım başlamıştır. Bu safhaya kronik / devamlı yorgunluk denir. Kişi çökmenin eşiğinde ve her türlü rahatsızlığa açık haldedir. Adale ka­sılmaları, tikler ve seğirmeler devamlılık oluşturmuştur.

Omuzlar sürekli gergin, çeneler kilitli, bacaklar ve kollar kasıl­mış ve istem dışı sallanır durumda görünürler. Üçüncü aşamada yaşamlarını sürdürebilen kişilerin iradeleri zayıflar. Başarısızlık hissi en yüksek safhadadır ve kurban bilinciyle teslim olma duygu­sallığı taşırlar.

Bu durumdan kurtulmanın şartı, kişinin enerjisini strese kar­şı koyabilecek seviyeye çıkartmasıdır. Bunun olabilmesi için, irade artırımı ve kontrol kazanımı için yogik tarzda nefes tekniklerine devam edilirken, gerilimden arındırmak ve bilinçaltının sağılımını sağlamak için, bütünleyici, kısa zamanda yüksek dozda oksijenin kanda oluşumunu sağlamak amaçlı, özel kurgulanmış nefes (holot-ropik) tekniklerine başvurulur.

Ben, Nefes Teknikleri Kurslarımda, her üç stres aşamasına fark­lı egzersizler uygularım. Gevşeme, farkındalık, yogik ve holotro-pik tarzda tekniklerin beraberce oluşturularak uygulanmasındaki amaç; strese maruz kalmadan, yaşamı neşe ve sevinç algılamaları içinde, zevk ve eğlenceye dönüştürmenin becerisini sağlamaktır.

 

Ders Notları Doç. Dr. Gülden TEZTEL


 

Müzisyenlerde sahne heyecanı, seyirci önünde yapılan müzikal bir performans ile bağlantılı olarak yaşanan endişe ve korku hisleri ve / veya bu hislerle ilgili olarak performansı yapan kişinin becerilerinin olumsuz bir şekilde etkilenmesi şeklinde tanımlanabilir.

Kişi, topluluk önünde yapacağı icra sonucundaki değerlendirmeyi, kendisine bir tehdit olarak algılar.

Sahne heyecanında ortaya çıkan fizyolojik semptomlar, kişinin gerçek bir fiziksel tehlike ile karşı karşıya kaldığı zaman verdiği tepkiler ile paraleldir.

Tehdit içeren bir ortamda, vücudun tehlike ile savaşmaya veya tehlikeden kaçmaya hazırlanırken yaşadığı değişimler ve bu süreç sonucunda görülen fizyolojik stres tepkileri.

                                                                FİGHT OR FLİGHT SYNDROME

                                                                            (Savaş veya Kaç)

                                                                            Vücutta Ne Oluyor?

 

  1. a) Kalp, hücrelere enerji üretmeleri için gerekli besinleri göndermek üzere daha çok kan pompalaya, daha hızlı atmaya başlar.
  2. b) Beyne ve kaslara giden kan damarları, daha çok oksijen, glikoz (şeker) ve besin maddesi taşınabilmesi için genişler.
  3. c) Dalak, daha çok kan üretmeye başlar.
  4. d) Vücut, herhangi bir kazayla karşılaşabilme durumuna karşı, kandaki pıhtılaşma yeteneğini arttırır.
  5. e) Kana daha çok oksijen sağlamak için solunum hızı artar.
  6. f) Karaciğer, daha çok enerji sağlanması için kana ekstra glikoz salar.
  7. g) Daha net görebilmek için göz bebekleri büyür.
  8. h) Enerjinin esas olarak kaslar ve beyin tarafından kullanılabilmesi için sindirim yavaşlar ve sindirim enzimlerinin salgılanması durur.

 

 

Biz Nasıl Hissediyoruz?

  1. a) Kalp çarpıntısı
  2. b) Nefeste hızlanma, düzensizlikler
  3. c) Ağız kuruluğu
  4. d) Mide bulantısı
  5. e) Sindirim / bağırsak aktivitelerinde değişiklikler
  6. f) Vücut ısısındaki değişimler; aşırı terleme veya vücudun aşırı soğuması
  7. g) El titremesi
  8. h) Kaslarda gerginlik / kontrolsüzlük hissi

 

Sahne…

  1. a) Kalp enerji için hızlanıyor
  2. b) Solunum sistemi oksijen için hızlanıyor.
  3. c) Sindirim sisteminde ve enzim salgılanmasında değişiklik
  4. d) Kasların oksijen, besin yüklenmesiyle harekete hazır hale getirilmesi
  5. e) Göz bebeklerinin büyümesi
  6. f) Çarpıntı
  7. g) Nefeste daralma, düzensizlikler
  8. h) Mide bulantısı, ağız kuruluğu
  9. i) Kaslarda gerginlik / kasların boşalması
  10. j) Görme netliğinde değişimler / bulanıklık

 

                Sahne heyecanında ortaya çıkan fizyolojik semptomların sürekliliği, zihinsel değerlendirme ile bağlantılıdır.

 

sanat-uygulamasi-02

Dr. Gayem KÖPRÜCÜ / Fulya TEZER


 

SESİN HASARI NEDEN KAYNAKLANIR?

Yaşam koşulları

  • Sigara
  • Alkol
  • Kafein
  • Uyku bozukluğu
  • Yetersiz su tüketimi
  • Stres
  • Reflü
  • Çalışma yoğunluğu
  • Kişiye Bağlı Faktörler
  • Konuşma – şarkı söyleme
  • Yaş
  • Sürekli ses kullanımı
  • Yanlış ses kullanımı
  • Alerjik etkenler
  • Anatomik ve genetik faktörler
  • Diğer hastalıklar

       DR. GAYEM KÖPRÜCÜ

NOT: VİZE SINAVI 24 NİSAN 2013 ÇARŞAMBA GÜNÜ SAAT 17:30 OLARAK DEĞİŞTİRİLMİŞTİR.

 

 NOT: SINAVDA KOPYA ÇEKEN ÖĞRENCİNİN SINAV HAKKI OLMAYACAKTIR.

 

04/06/2015
291 defa okundu

İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı
Rıhtım Caddesi No:1 81300 Kadıköy- İSTANBUL
Tel:(+90216) 338 18 32 - 418 76 39 FAKS: (+90216) 345 16 79